Kahve Sohbetleri

“HER ZAMAN HEYBEMDE, BENİ ATEŞLEYEN YENİ HEDEFLERİM VARDIR”

 

 

Okul yıllarında kurduğu hayallerde gelecekte bir opera sanatçısı olmak istiyordu ama bugün geldiği noktada, erkek egemen inşaat ve mobilya sektöründe bir kadın yönetici olarak başarılara imza attı. İş dünyasındaki başarılarının yanı sıra STK’larla da yoğun emek çalışan ve İZİKAD, İKKB, GİFED gibi kadın dernekleri ve federasyonların bazılarının yönetiminde, bazılarında ise yönetim kurulu başkanı olarak görev alan Sn. Huriye Serter ile kadını, kadının üretimdeki yerini ve bu konuda gelecekte olmasını öngördüğü gelişmeleri konuştuk. Sizleri bu ilham veren sohbetle baş başa bırakıyor ve keyifli okumalar diliyoruz.

Huriye Serter kimdir? Nasıl bir eğitim aldı? Aile hayatınız, iş hayatına girişiniz ve sosyal yönlerinizden de bahsederek, sizi sizden dinleyebilir miyiz?

Tüm kadınların hem sosyal ve toplumsal yaşamda hem de ekonomiye katılarak güçlenmelerini isteyen ve bunun için çaba gösteren, uzun zamandır kadın hareketinin içinde olan bir iş insanıyım. Dörtyol doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi Müzik Eğitimi, Şan Bölümü mezunuyum. 1988 yılından bu yana ofis mobilyaları, 2001 yılından bu yana ise inşaat sektörlerindeki şirketlerimizin kurucu ortağı ve yöneticisiyim.

Sivil toplumun gücüne ve yaptırımına inanan biri olarak iş hayatımın yanı sıra halen pek çok sivil toplum örgütünde çalışmalarımı sürdürmekteyim. Özellikle “kadın” konusunda etkin projelerde görev aldım ve bizzat yönettim. Şu an İzmir İş Kadınları Derneği (İZİKAD) başkanlığım sırasında seçildiğim, İzmir’deki 50 kadın derneğinin bir araya gelerek “kadın ve eşitlik” konusunda aksiyon aldığı ve toplumu harekete geçirdiği İzmir Kadın Kuruluşları Birliği (İKKB) Başkanlığı’nı yürütmekteyim. Aynı zamanda henüz çok yeni kurduğumuz 8 farklı şehirden girişimci ve iş kadını derneğimizle birlikte Türkiye çapında ilk kez, iş kadını derneklerinin tek bir çatı altında örgütlendiği bir oluşum olan Girişimci İş Kadınları Federasyonu Başkanlığı’nı da büyük bir heyecanla yürütmekteyim.

“Hayatta bu değil midir zaten; yapacaklarınızı planlarken, başınıza gelen şeyler…”

Kariyeriniz için hayal ettikleriniz nelerdi? Ne isterken hikayeniz nerelere evrildi? Bugün kariyerinizde hayal ettiğiniz yerde misiniz? Kariyer yolculuğunuzu anlatabilir misiniz?

Aslında ben müzik alanında okurken hayalim şan sanatçısı olmak ve operada sahne almaktı. Fakat üniversiteyi bitirdikten hemen sonra ortaokuldan itibaren çok sevdiğim eşimle bir anda kendimi evli ve çocuklu olarak buldum. Mecburen hiç başlamadığım iş hayatına oğlumu büyüterek 3 yıl ara verdikten sonra,okulunu okuduğum mesleğimi yapmak yerine, içimdeki sonradan fark ettiğim girişimcilik ruhuyla,eşimle birlikte Serter Büro Mobilya’yı kurmaya karar verdik.O güzelim kostümlerle sahne alıp şan sanatçısı olma hayallerimi gerçekleştiremesem de aldığım müzik eğitiminin benim kişisel gelişimime ve hem iş hem sosyal yaşamdaki yolculuğuma çok şey kattığına inanıyorum. Hayatta bu değil midir zaten; yapacaklarınızı planlarken, başınıza gelen şeyler…

Kariyer yolculuğunuzda sizde iz bırakan isimler, kitaplar varsa bizimle paylaşır mısınız?

Henüz üniversitede okuyan genç bir kız iken genel seçimler sırasında katıldığım kadınlarla yapılan bir ev toplantısında, o zaman milletvekili adayı olan fakat sonradan yaptığı bakanlıklarla “kadın” konusunda başarılı çalışmalara imza atan Sn.Işılay Saygın’ı tanıdım. Hitabı, konulara hakimiyeti, bütün kadınların ağzından çıkan her söze itibar etmesi, söylediği, anlattığı konular ve bir kadın lider olarak talip olduğu göreve inanmışlığı çok ilgimi çekti. O günden sonra o beni bilmese de ben onu hep takip ettim. Yıllar sonra ben İZİKAD başkanı iken bir toplantıma kendisini davet ettim ve kürsüden ona bütün bunları anlattım. Gözleri yaşardı, hüzünlendi ve bana “Söz konusu kadınlarsa, hiç durma yoluna devam et” dedi. Benim biriktirdiğim en güzel anıydı bu. Ve şimdi onu kaybettikten sonra, İKKB başkanlığım sürecinde üç yıldır “Işıldayan Kadınlar Ödül Töreni”ni onun adına yapıyoruz. Sn.Saygın gibi kadınlar yetiştirmek üzere bütün kadınlar özveriyle çalışıyoruz.

Kitap konusunda ise, Alice Harikalar Diyarında ve Küçük Prens dönüp dönüpher zaman okuduğum en ciddi başucu kitaplarımın başında geliyor. Ama bu aralar heyecanla Benazir Butto’nun hayatını anlatan bir otobiyografi okuyorum

“İşe alımlarda eşit koşullar varsa pozitif ayrımcılık yaparak tercihimi kadın çalışandan yana kullandım”

Bir kadın yönetici olarak sektörünüze ne gibi katkılar sundunuz? Bu noktaya gelinceye dek neler yaşadınız?

Daha önce de bahsettiğim gibi sanat okumam benim yaratıcılığımı hep tetiklemiştir. Mobilya da yeni mekanlar yaratmak da yaratıcılıkla çok doğru orantılı. İşime hep yenilikler kattım. Yurt dışı fuarlarda bilgimi görgümü arttırmanın yanı sıra döndüğümde bütün gördüklerimi ilk uygulayan oldum. Bizzat üretimde çalıştım ve bundan büyük zevk aldım. Dünyayı yakından takip ettim. Önce çalışan mutluluğunu hedefime aldım. Empati ve şeffaflıkla yaklaştım. Zaman yönetimi konusunda çalışanlarımla birlikte çok dikkatli oldum. Şirketimizi takım ruhuyla yönettim.İşe alımlarda eşit koşullar varsa pozitif ayrımcılık yaparak tercihimi kadın çalışandan yana kullandım. Aslında bütün bunlar kadın yönetici olmanın ötesinde doğru ve eşitlikçi bir yönetici olmanın getirdikleri.

Çalıştığınız, yönetiminde bulunduğunuz şirketlerde bir kadın lider olarak karşılaştığınız zorluklar oldu mu? Cam tavanlarla karşılaştınız mı; karşılaştıysanız üstesinden nasıl geldiniz?

Hem ofis mobilyaları hem de inşaat sektörü genelde erkek egemen bir sektör olduğu için özellikle bu alanlarda işinin sahibi olan kadın sayısı çok az. Ben cam tavan konusunda şanslıyım ve nadir engellerle karşılaştım. Kararlarımızı hep ortak aldık. Yetkilerimi kullanmamın önünde bariyerler olmadı. Fakat örneğin, müşteriler konusunda zaman zaman bunu yaşadım. Dediğim gibi erkek egemen bir sektör olduğu için beklenti de o yöndeydi ve özellikle ilk yıllarımda pazarlık yapmak için bana “Patron yok mu onunla konuşalım” diyenler çok olmuştur.Ayrıca erkek yoğunluktaki üretim alanlarında bir kadın olarak elbette önceleri yadırgandım ama bunu çalışanlarımla konuşarak, güvenlerini kazanarak atlattım ve ön yargılarından kurtulmalarını sağladım.

Kimileri doğuştan STK’lıdır. Sizi de uzun yıllardır çok değerli STK operasyonlarında görmekteyiz. Bu yöndeki ilginizi ne zaman ve nasıl fark ettiniz?

Evet, uzun yıllardır sivil toplumun içindeyim ve çok önemli bir güç olduğuna inanıyorum. STK deneyimim; sporla ilgim sadece yürüyüş yapmaktan ve yüzmekten ibaret olduğu halde oğlum Milli Eğitim Vakfı’nın okulunda okurken tesadüfen Milli Eğitim Vakfı Spor Kulübü Genel Sekreteri olarak seçilmemle başladı. Ardından Rotary’e girdim ve orada pek çok görev aldım. Ve sonrasında da mesleki ya da toplumsal pek çok STK’da çalışmalarım oldu, halen olmakta. Kendinizi geliştirmeniz için en doğru yerler STK’lar aslında. Çünkü toplumla ilgili pek çok şeyi orada daha yakından görebiliyorsunuz ve örgütlü bir hareketin içinde yapacağınız her iş daha da büyüyüp yerine ulaşıyor. Tek başına yaptığınızda sürdürülebilir olmayan yardımlar STK’lar aracılığıyla uzun soluklu iyi’liklere dönüyor. “Kadın” alanında çalışmaya karar vermem ise 2010 yılında Rotary’de başkanlık dönemimde İzmir Tepecik Genelevinde “kadın hakları” ile ilgili bir proje yapmamla birlikte gerçekleşti. Oradaki haksızlıkları yakından görmek beni çok etkiledi. O yıldan bu yana “kadın ve eşitlik” konusu benim hayat amacım oldu.

Kurucusu olduğunuz GİFED’in yolculuğunu başlangıcından bu yana bize anlatır mısınız? Amacınızı, çalışmalarınızı ve planlarınızı sizden dinleyebilir miyiz?

Yönetim Kurulumuzla birlikte, henüz yönetimine yeni geldiğimizde,İZİKAD’ın stratejik planlarını yaparken kendimize bir de uzak hedef olarak Federasyon kurma fikrini oluşturduk. Türkiye’de ilk kez iş kadını derneklerinin bir federasyon çatısı altında bir araya gelmesi çok önemliydi. Çok disiplinli ve etkin bir süreç yönetmeliydik.Zaman içinde yaptığımız ziyaretlerle Federasyonumuzun kurucu temellerini İZİKAD, BUİKAD, İŞKAD, KOİDER, KAİSDER, AYİŞKAD, AFİKAD, GİKAD olmak üzere 8 şehrimizden 8 derneğimizle birlikte oluşturduk ve 2016 yılında başladığımız bu yolculuğu 2021 yılında GİFED’i kurarak taçlandırdık.

GİFED bir Anadolu Kadın Hareketidir. Ve böyle kalması için elimizden gelen tüm gayreti göstereceğiz. Anadolu’daki görünmeyen pek çok güçlü kadını ortaya çıkarmak, birbirimizle iyi ilişkiler geliştirmek, Anadolu’daki diğer kadınları hem ekonomik hem de her alanda güçlendirmek ve güçlü kadınların çoğalması için rol model olmak üzere çalışmalar yapacağız. Ekonominin değerlendirilemeyen en büyük gücü olan “kadınların” iş gücüne dahil olmasının ve yükselmesinin sadece kadınlara değil dünya ve ülkemizin ekonomisine ve barışa olan katkılarını gözler önüne sereceğiz. Kadın girişimci oranını arttırmak üzere politikalar üretecek ve federasyonumuzdan aldığımız güçle karar mekanizmalarına daha güçlü etki edeceğiz.

GİFED’in öncelikli hedefleri içinde yakın dönemde neleri hayata geçirmek istiyorsunuz? Projelerinizin temelinde hangi hedefler yer alıyor?

UNDP Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının 5. 8. ve 10. maddeleri GİFED’i yakından ilgilendiriyor. Önceliğimiz bu amaçlar olacaktır. Kuruluşumuzun üzerinden henüz 6 ay geçti. Öncelikle bir çalıştay yaparak birbirimizi daha yakından tanırken iş gücünde daha donanımlı ve daha çok kadın, daha eşit bir iş dünyası,toplumsal cinsiyet eşitliği için üst düzey kurumsal liderlik, kadınların eğitimle yetkinlik,profesyonel ve girişimci gelişim olanaklarının arttırılması, sağlık ve sosyal güvenliklerinin sağlanması gibi konularda neler yapacağımıza,hangi projeleri hayata geçireceğimize birlikte karar vereceğiz.

“Kadın liderliğinin eksikliğini fark eden, daha eşitlikçi düşünen insanlara ve politikalara ihtiyacımız var.”

GİFED’i Anadolu’dan globale açılan ciddi bir yapılanma olarak görüyoruz. Anadolu’daki kadın girişim oranını arttırmak neden önemli? Bu anlamda girişimde kadın gücünü arttırmak için geniş çerçevede kimlere nasıl görevler düşüyor?

Anadolu’da aslında harekete geçmeye hazır çok büyük bir kadın potansiyeli var. GİFED olarak biz bu potansiyeli ateşleyerek cesaretlendirmek ve gerçeğe dönüştürmek istiyoruz. Çünkü o zaman daha zengin bir ekonomiye sahip olup,kadın cinayetlerinden daha az söz eder olacağız, daha çok kız çocuğu okuyacak, belediyelerimizde kadın odaklı bütçeler yapılacak, daha çok kadın liderimiz olacak. Bunun için toplumun her kesimine görevler ve sorumluluklar düşüyor. Hükumet, belediyeler, Üniversiteler, STK’lar, odalar, , medya ve aslında tüm kurumlar bu vizyona sahip çıkmalı. Tek taraflı başarılacak bir konu değil bu. Kadın liderliğinin eksikliğini fark eden, daha eşitlikçi düşünen insanlara ve politikalara ihtiyacımız var.

Bir sonraki hedefimiz ise GİFED’i uluslararasına taşımak, yurt dışında Anadolu kadınının gücünü göstermek, diğer ülkelerle projeler yapmak, ülkemizi girişimci iş kadın tanıtım elçileri olarak en güzel şekilde temsil etmek olacaktır.

“Girişimci ekosistemlere daha çok kadının dahil olabilmesi adına kadınların önündeki bariyerlerin kaldırılması içinsistematik bir kültürel değişim gerekiyor”

Girişim ekosisteminin geleceğinde kadınları nerede ve nasıl görüyorsunuz? Geleceğe yönelik öngörü ve hedefleri ele almak gerekirse, Türkiye’nin bu alanda önümüzdeki 5- 10 ve 20 yıllık gelecek planında kadının gücünün ve ekonomiye katılım oranlarında nasıl bir artış öngörüyorsunuz?

Kadınlar bir ülkenin girişim ekosistemini ileriye taşıyabilecek ana unsurlardan en önemlisi. Geleceğe dair fikirlerin üretildiği, iş dünyasını yeniden şekillendiren bir ekosistem içerisinde daha fazla kadın katılımcıya ve kadınların bu ekosisteme sunabileceklerine ihtiyaç var. Ancak girişimci ekosistemlere daha çok kadının dahil olabilmesi adına kadınların önündeki bariyerlerin kaldırılması için sistematik bir kültürel değişim gerekiyor.Bu değişimi hızlı bir şekilde sağlayabildiğimiz takdirde kadınlar 5 yıllık süreçte ve sonrasında ekosistemimizin lokomotiflerinden biri haline gelebilir. Bunun için kararlı bir duruş, her birimi ile tüm toplumun sahiplendiği eşitlik vizyonu ve artık söylemden çıkıp aksiyon alabilecek cesaretli politikalar gerekiyor.2002 yılında %4 olan kadın girişimci sayısı yeterli destek verilmediği halde 20 yıl sonra bugün ancak %8,8 civarına ulaşabilmiştir. Eğer şimdi geç kalmadan bir strateji dahilinde kararlı adımlar atılıp kadın girişimcilere bu kapsamda gerekli destekler sağlanabilirse 10 yıl sonra rahatlıkla%30’lara çıkabilme potansiyelinin olduğunu düşünüyorum. Kadınları buna hazırlayabilmek, eğitimden başlayarak gerekli destekleri vermek ve ön yargılardan kurtulmak şartıyla gelecekte ekosistemde çok daha fazla kadın girişimci görmemiz mümkündür.

Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşması ve kalkınma odaklı bir ekonomik model oluşturması için kadın girişimi sizce ne anlama geliyor?

Sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmanın öncelikli yolu toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasıdır. Kadın girişimcilerin koşullarının iyileştirilmesi ve sayılarının arttırılması, girişimlerinin eşitlikçi politikalarla desteklenmesi ülke ekonomimizdeki kalkınma ve büyümeyi olumlu yönde etkileyecek, sürdürülebilir kalkınmayı hızlandıracaktır. Nüfusumuzun yarısı olan kadınların iş gücü piyasasında var olması, yeni iş sahalarının oluşması, yeni istihdam fırsatları yaratılması açısından ekonomimizin büyümesine büyük bir ivme kazandıracak olup bu şekilde toplumsal barışın sağlanması da kadın odaklı örnek bir ekonomik modeli daha cazip ve vazgeçilmez hale getirecektir.

Bugün yolun çok başında olan, yarının liderleri gençlerimize ışık tutmak adına varsa eklemek istedikleriniz, yaşama dair tavsiyelerinizi de öğrenmek isteriz.

Tavsiye olmasa da yaşama dair deneyim olarak kendi yaşantımdan belki bir şeyler söyleyebilirim. Faydalı işler yapmak çok değerli. Ne yapacağına herkes kendi karar versin ama faydalı olmanın, yararlı işler yapmanın hem toplumun üzerinde hem de kişinin üzerinde iyileştirici bir etkisi oluyor. Ben böyle hissediyorum. Her zaman bir yaşam amacım oldu. Ve o amaç beni sabah yatağımdan çıkaran sebebim oldu. Hiçbir zaman lider olmak için yola çıkmadım. Yol beni oraya götürdüğünde ise sorumluluk almaktan kaçmadım. Her kademeden insanla konuşmaya çalıştım ve onları dinledim. Yürüdüğüm yolda yanımda hep takımım oldu. Hepsinden de çok şey öğrendim. Atatürk ilkelerinden, çağdaşlıktan, sanatın gücünden güç aldım ve sevgi dilinden hiç vazgeçmedim. Ben kendi hikayemi böyle yazıyorum. Belki başkası başka yollar bulur ve onun hikayesi de başkalarına ilham olur.

 Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

Yapılmış her şey benim için geçmişte kalmıştır. Yaptıklarımdan söz etmeyi çok sevmem. Ama yapacaklarımı anlatmak bana heyecan verir. Ve her zaman heybemde beni ateşleyen yeni hedeflerim vardır. Şunu çok iyi biliyorum ki sonunda her şey bittiğinde sadece ismim kalacak. Ve ben o isme pek çok yararlı şey yüklemeyi seviyorum.

Leave a Comment

Your email address will not be published.

You may also like

Read More