İlham Veren Kadınlar Yazılar

İLK TÜRK KADIN GAZETECİ: SELMA RIZA FERACELİ

 

 

Dönemin zorlu koşullarında toplumsal olaylara ve özellikle de kadın hakları konularına duyduğu ilgi, güçlü karakteri ile birleşince ortaya sınır tanımaz, cesur ve aydınlık bir kadın çıktı. Bu kadın, dönemindeki eşitsizlikleri ve doğru bilinen yanlışları gün yüzüne çıkardı, irdeledi ve o günden bugüne bir ayna tutmamıza vesile oldu. Gelin, ilk Türk kadın gazeteci olarak da adını bildiğimiz, Samipaşazade Sezai’nin tanımlamasıyla “Kadınlığın Tacı” olan Selma Rıza Feraceli’yi biraz daha yakından tanıyalım…

Günümüzde maalesef halen devam eden, dünyanın ve ülkemizin en önemli sorunlarından olan toplumsal cinsiyet eşitsizliği, eğitimde, iş ve sosyal hayatta cinsiyet dengesizlikleri gibi sorunların çözümlenmesi için verdiği çaba ve bu konudaki aydınlanmacı çalışmalarıyla unutulmaması gereken önemli bir isim: Selma Rıza Feraceli…

1872 yılında doğan Selma Rıza Feraceli Tanzimat döneminin ilk Türk kadın gazetecisi ve roman yazarlarındandır. Avusturya asıllı Naile Hanım ile politikacı ve diplomat olan Ali Rıza Bey’in 7 çocuğundan en küçüğü olan Selma Rıza Feraceli eğitim hayatı boyunca iyi hocalardan dersler aldı. Aynı zamanda ileri görüşlülüğü ve toplumsal olaylarla özellikle de kadın hakları konularına duyduğu ilgi Feraceli’yi Türkiye’nin aydınlanma yolunda önemli bir neferi haline getirdi.

O dönemlerde Kurtuluş Savaşı başlamamış, Osmanlı İmparatorluğu henüz Türkiye olmamıştı. Fakat oldukça hareketli zamanlardı. Jön Türkler hareketine katılan ve daha sonraları II. Meşrutiyet Dönemi’nde ise Meclis-i Mebusan reisi/Millet Meclisi başkanı olarak görev yapacak olan ağabeyi Ahmed Rıza’dan oldukça etkilenen Selma Rıza Feraceli, ailesinden dahi gizli olarak -onun yanına- Fransa’ya gitti. Aldığı iyi eğitim sonucu güçlenen Fransızcası ile eğitimine, Fransa’nın ünlü okulu Sorbornne Üniversitesi’nde devam ederek, o güne kadar bu okulda eğitim alan ilk Türk kadını oldu.

Selma Rıza Feraceli, 10 yıla yakın süre yaşadığı Paris’te İttihat ve Terakki Fırkası’nın tek kadın üyesi olarak görev yaptı. Aynı zamanda Ahmet Rıza Bey’in yönetiminde Paris’te yayımlanan Osmanlı topraklarında hürriyet ve eşitliği savunan ve kısa zamanda Jön Türk’lerin sesi haline gelen Meşveret Gazetesi’nin, Fransızca eki Mechveret Supplément Français ve Türkçe olarak yayımlanan Şura-yı Ümmet Gazetesi’nde kadınların sosyal ve kültürel yaşama katılımı konularında da makaleler yazdı. Şura-yı Ümmet Gazete’sini çıkaran Samipaşazade Sezai o dönemde Selma Rıza Feraceli’yi “Kadınlığın Tacı” olarak nitelendiriyordu.

Yıl 1908’e geldiğinde Osmanlı İmparatorluğu’nda II. Meşrutiyet ilan edildi. Bu ilanın üzerine Selma Rıza Feraceli, İstanbul’a döndü. Yurda dönüşünden sonra gazetecilik faaliyetlerine son veren Feraceli için sosyal hayatta rol üstlenmek oldukça önemliydi. Bu düşünceyle, Meşrutiyet’in ilanından sonra yeniden teşkilatlandırılan Osmanlı Hilal-i Ahmer  (Kızılay) Cemiyeti’inde beş yıl sürecek genel sekreterlik görevini yerine getirdi. İttihat ve Terakki Cemiyeti tarihindeki tek kadın üye olan Selma Rıza Feraceli, İstanbul’daki yaşamı süresince “Hanımlara Mahsus Gazete” ve “Kadınlar Dünyası gibi önemli kadın dergilerinde yazmaya da devam etti.

Türkiye’nin ilk yatılı kız lisesinin açılmasına öncü oldu

Ömrü boyunca kadın ve kadın hakları için çalışan Selma Rıza Feraceli’nin bu uğurda attığı önemli somut adımlardan biri de Türkiye’nin ilk yatılı kız lisesinin faaliyete geçirilmesinde oynadığı başroldü.

Feraceli, 1916 yılında Müslüman Osmanlı kızlarının eğitimi ve kültürel yönde gelişmesi amacıyla, ağabeyi Ahmet Rıza’nın da desteğiyle, Kandilli’deki Adile Sultan Sarayı‘nın, Kandilli Adile Sultan İnas Mekteb-i Sultanîsi adı altında Türkiye’nin ilk yatılı kız lisesi olarak açılmasını sağladı. Cumhuriyet döneminde ise okulun adı, Kandilli Kız Lisesi olarak değiştirildi.

Toplumdaki cinsiyet rolleri açısından ele alınan çarpıcı bir roman: “Uhuvvet”

Tanzimat Fermanı’nın ilanıyla değişen sosyal yapıyı aile ve kadın konuları üzerinden trajik bir öyküyle işlediği kardeşlik anlamına gelen “Uhuvvet” romanında, toplumsal aydınlanmanın ancak ve ancak kadın-erkek eşitliğinin her alanda sağlanması ve kadınların eğitilmesi ile gerçekleşeceğini savunur. Feraceli’nin henüz 20 yaşındayken kaleme aldığı bu önemli roman, kadın hakları konusuna yer veren öncü eserlerden biri olarak değerlendirilir. Sağlığında yayımlanmayan eser ancak 1999 yılında dili sadeleştirilerek Kültür Bakanlığı tarafından yayımlanır. Bu eserde cariyelik, esaret, Batılılaşma gibi sorunların yanı sıra günümüzde maalesef hala devam eden kadının iş, eğitim ve sosyal hayatında uğradığı fırsat eşitsizlikleri, kız çocuklarının okutulması, çağın gerisinde kalmış görücü usulü evlilikler gibi sorunlar da işlenmiştir.

Feraceli bu eseriyle irdelediği sorunların çözüme kavuşması ve toplumun aydınlanması için çok çalışan bir aydındı. Ülkemizin en önemli kadın aydınlarından olan Selma Rıza Feraceli, 59 yaşındayken -Şubat 1931 tarihinde- hayatını kaybetti fakat çağının ilerisindeki aklı ve vicdanı ile yaptığı tüm çalışmaları bize bugün de ışık olmaya devam etmektedir.

Leave a Comment

Your email address will not be published.

You may also like

Read More